NATO’nun Ankara Zirvesi’ne az bir süre kala, Savunma Sanayii Başkanı ve Millî Silahlanma Direktörü Prof. Dr. Haluk Görgün, Zirve’den tamamen bağımsız ana bir etkinlik olan NATO Savunma Sanayi Forumu’nun yapılacağı ATO Congresium’da A Haber televizyon kanalının yayınına katıldı ve A Haber Savunma Muhabiri Damla Kuşkapan’ın sorularını cevaplandırdı:

Damla Kuşkapan: Tüm dünyanın kritik dönemden geçtiği, dört bir yanımızın ateş çemberi olduğu böyle bir süreçte zirvenin Türkiye’de yapılacak olmasının ne anlam taşıyor? Aslında Avrupa savunma harcamalarını, yatırımlarını son dönemde hızlandırırken Türkiye zaten uzun bir dönemdir bu alanda yatırımlarını gerçekleştiriyor. Türkiye bu zirvede nasıl mesajlar verecek?
Prof. Dr. Haluk Görgün:

“İlk defa Ankara’da Savunma Sanayi Forumu, –ana forum olarak, bir yan etkinlik değil– ana etkinlik olarak merkezde yer alıyor. İçerik olarak baktığınızda dolu dolu, tüm gün boyunca sürecek bir etkinlik. İşte bugün içinde bulunduğumuz hazırlıklar da çok yoğun bir şekilde devam ediyor. Açılıştan sonra paneller ve altı farklı paralel oturumun birlikte yapılacağı, inovasyondan tedarik zincirine kadar farklı konuların tartışılacağı, hem sektörde hem karar vericilerin yer aldığı panellerle başlayacak. Sabahki bölümün önemli bir parçası da Sayın Genel Sekreter, ilgili Genel Sekreter Yardımcısı ile birlikte, bizlerle birlikte burada lansmanların ve imza törenlerinin yapılacak olması. Öğleden sonra da yine Sayın Genel Sekreter’in yapacağı bir konuşma, Sayın Millî Savunma Bakanımız, Cumhurbaşkanı yardımcımız Cevdet Yılmaz Bey’in hitaplarıyla başlayacak öğleden sonraki kısım. Bu sefer basına açık olacak ve yine kapsamlı paneller, davetli konuşmacılar, devlet başkanları, cumhurbaşkanları, başbakanlar seviyesinde katılımcıların olduğu, Sayın Rutte ve von der Leyen’in beraber iştirak edecekleri bir panelle dolu dolu geçecek. Savunma Sanayi Başkanlığının kurulmasıyla beraber sürecin özellikle son 20 yılda Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu yerli ve millî ürünlerin geliştirilmesi, ülkemizdeki kapasitenin arttırılması, altyapının güçlendirilmesi, insan kıymetinin yetiştirilmesi konusunda ortaya koyduğu irade ile gelinen nokta sadece NATO müttefikleri değil tüm dünyada dikkat çekiyor. Bu anlamda ciddi bir başarı hikayesi ve takdir gören bir sürecin ana eksenine Ankara’da yapılıyor olması bizim için NATO müttefikleri açısından da kıymetli ve anlamlı olarak değerlendiriyoruz. Sonuçları itibariyle dünyada 185 ülkeye ihracat yapabilen, güvenilir ve güçlü bir müttefik olarak ilişkileri pekiştireceği bir zemin olarak değerlendiriyoruz.”
Damla Kuşkapan: Türkiye’nin NATO’ya olan katkıları ve de savunma harcamaları yine bu forumda mı konuşulacak? Az önce de bahsetmiştiniz imza törenleri olacak demiştiniz. Yeni iş birliklerinin kapısı aralanacak mı? Neler bekliyorsunuz?
Prof. Dr. Haluk Görgün:
”Ortak projelerin arttırılması, bir takım sahip olunan yeteneklerin diğer müttefik ülkelerle birlikte daha fazla kullanımının ve sonraki nesil ürünlerin ve platformlarının geliştirilmesi gündem maddelerinde olacak ama bununla birlikte bir önceki zirveden bugüne kadar olan, müttefik ülkelerin yaptıkları alımlar, sözleşmeler, ortaya konulan ortak projeler ana gündem olacak. Aslında biz Türkiye olarak bu müttefiklik konusunda savunma sanayi elinden geleni yapıyor. Hatta biz görüşmelerimizde şunu da ifade ediyoruz. Türkiye şu anda belki detayları biraz sonra aktarırım ama kısaca şunu değineyim. Savunma ihracatı yapan ülkeler arasında 11. sırada. Geçtiğimiz yıl yaptığı ihracatın önemli bir kısmını, yaklaşık %56’sını NATO üyesi ülkelere gerçekleştirdi. Bunların içinde tabii güzel örnekler var. İspanya ile HÜRJET anlaşmamız güzel örneklerden işte Portekiz’de olan anlaşmalar işte Avrupa’da çok çeşitli ülkelere yaptığımız SİHA satışlarımız, kara araçları yine aynı şekilde, mühimmatlarla ilgili olan yaklaşımlarımız; bütün bunlar Polonya var güzel bir örnek elektronik harp alanında burada aynı zamanda hemen sizin arkanızdaki bölümde 4 farklı ortak üretim ve yeni teknoloji projelerinin de ayrıca sergileneceği bir alan da olacak. Orada da yine bunları da bir lansman, bunlar da bir teknoloji veya kabiliyet gösterimi, yetenek kazanımı, yetenek paylaşma fırsatı olarak değerlendirilebilir.”
Damla Kuşkapan: Müttefiklerin Türkiye’den beklentilerini soracaktım ama az önce de bahsettiniz zaten. Türkiye, bu beklentileri fazlasıyla karşılıyor diyebilir miyiz?

Prof. Dr. Haluk Görgün:
“Türkiye iyi bir dosttur. Türkiye her zaman güvenilir bir dosttur. Ne olursa olsun, iş birliği yaptığında mutlaka karşısındakini dinleyen, dinlemekle kalmayan anlayan ve anladığıyla beraber empati kurarak ‘Kazan Kazan’ modeli ortaya koyabilen, yeni yaklaşımlar sunabilen bir ülke konumunda. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde. Özellikle satış sonrası desteği önemsiyoruz. Firmalarımız, –ben Türk savunma sanayiindeki tüm firmalarımıza gurur duyuyorum– inanın satış yaptığımız ülkelerde istisnasız önemli bir teşekkür ve takdir, satış sonrası sağladıkları, sahada verdikleri desteklerden duydukları memnuniyetle alakalı oluyor.”

Damla Kuşkapan: Sayın Başkan, en çok merak edilen konu başlıklarından birisi de 5’inci nesil savaş uçağımız Kaan. Son durum nedir? Sizden alabilir miyiz?
Prof. Dr. Haluk Görgün:
”Kaan önemli bir kabiliyet, önemli bir yetenek. Bir bütün olarak bakıldığında ama alt sistemler ve içerdiği teknolojiler bakımından düşünüldüğünde çok farklı yeteneklerin, çok farklı disiplinin, mühendislik harikası çözümlerin bir araya geldiği önemli bir mühendislik eseri olarak değerlendirebiliriz. Planlanan süreci sağlıklı bir şekilde yürütüyorlar. Malumlarınız, kamuoyuyla paylaştığımız test uçuşları oldu. O test uçuşlarından kazanılan birtakım tecrübeler, birtakım bilgiler oldu. Seri üretim öncesi bu test prototiplerinin üretimlerine başlandı. Şu anda 6 tane prototipimiz var. Bu prototiplerin üretimleri devam ediyor. Bu prototiplerin bir kısmı yer testlerinde kullanılacak, bir kısmı uçuş testlerinde kullanılacak. Bu yaklaşımla biz aslında daha uzun alabilecek zamanı, süreci kısaltmayı planlamıştık ki bu planlama çerçevesinde devam ediyor.”
Damla Kuşkapan: Bu yıl da test uçuşlarını göreceğiz diyebiliyorum ama öyle midir?
Prof. Dr. Haluk Görgün:
”Test uçuşları olacak evet. Testler sadece uçuşla alakalı değil, yer testleri de var. Hem havada hem karada diyelim. Son hızla testler devam edecek.”
Damla Kuşkapan: NATO Genel Sekreteri Rutte’nin Türkiye’yi öven açıklamaları oluyor sık sık. Kendisi ASELSAN’ı ziyaret ederek zaten bir hayranlığını dile getirmişti. Rutte’nin bu açıklamalarının temelinde ne var? En çok neden etkilendi burada?
Prof. Dr. Haluk Görgün:
”Biraz Rutte ile olan bu ilişkileri biraz daha geriye götürmek lazım diye düşünüyorum çünkü Rutte ilk Türkiye’ye Sayın Cumhurbaşkanımızı ziyarete geldiğinde, TUSAŞ‘ta o hain saldırı sonrasındaydı. TUSAŞ‘ı ziyaret etme arzusunu dile getirdi. Ve orada ben karşıladım, ilgilendim. TUSAŞ‘taki üretim kabiliyetlerimizi, platformlarımızı, genç mühendislerimizi, teknik altyapıyı ve genel olarak da savunma sanayini uzun uzun anlatma fırsatı buldum. Çok etkilendi. Sonrasında hemen akabinde 15 gün sonra beni Brüksel’e davet etti. Bir toplantıda, Brüksel’de yaptık ve o günden sonra birçok konuşmasında Türk savunma sanayinin yeteneklerini, kabiliyetlerini anlatmaya başladı. Biz birtakım NATO’nun önemli etkinliklerine ev sahibi olmak istediğimizi ifade ettik. Sayın Genel Sekreterle bizim gelişmelerle ilgili sıkı bir irtibatımız oldu. Sıcak temaslar, en son sizin de ifade ettiğiniz bu Asehsan ziyareti davetimizle birlikte, ikinci şirket ziyareti oldu TUSAŞ’tan sonra. Tabii ASELSAN’ın altyapısı, genç çalışanlar; orada da kendi sözleriyle, çok etkilendiğini ifade etmişti. Sonra çok çok farklı platformlarda yine Türkiye’nin savunma sanayi, genç yaş ortalamasının olduğunu dile getiriyor.”
Damla Kuşkapan: Türkiye özellikle son 24 yıldaki savunma sanayi atılımıyla tüm dünyanın ilgisini çekiyor. Savunmada nereden nereye geldik? Detaylandıracak olursak aktif olarak yürütülen proje sayısı kaç? Bu yılın ihracat rakamları ne durumda? Türk savunma sanayide biz bu yıl neler göreceğiz?
Prof. Dr. Haluk Görgün:
”Bir kısmı tedarik, bir kısmı geliştirme, bir kısmı ise altyapı oluşturma projelerinden teşkil olan 1400’ün üzerinde projeyi Savunma Sanayi Başkanlığımızın koordinasyonunda devam ediyoruz. İşte 2022 yılında 4.4 milyar dolardı ihracatımız. 2023 Yılında 5.5 sonra 7.1 geçtiğimiz sene ise 10 milyar doları aştı ama bunlar teslim edilen ihracat rakamlarıydı. Ben her seferinde şunu da ilave ediyordum: Teslim ettiğimiz ürünlerin ve ihracat rakamı bu ama teslim ettiğimizden daha fazlası kadar da yeni sözleşme imzalıyoruz ki bu bize bakiye sipariş olarak dönüyor ki geçen sene 10.1 milyar dolarlık ürün teslim etmişken 17.8 milyar dolarlık yeni sözleşme imzalamıştık ki bu bir takım işte bu sene için yapılacak teslimatların bir kısmının da sözleşmelerinin önceden imzalandığını gösteriyordu. Yılın ilk altı ayına baktığımızda Yine %20’nin üzerinde %30’lara yaklaşan bir büyümeyle devam ediyoruz. Dolayısıyla biz geçtiğimiz seneki rakamların üzerinde ihracat rakamlarıyla tamamlayacağımızı değerlendiriyorum. Yeni sözleşmeler açısından bakıldığında bir kısmını belki zirvede bir kısmını da NATO zirvesinden sonra açıklayacağız. Biz burada özellikle savunma sanayiinde 100.000’i aşan çalışanımız, 4.000’in üzerinde şirketimiz büyük bir gayretle çalışıyor. Burada çalışırken de biz hep arkadaşlarımızla aslında şöyle de bakarak ve şöyle düşünerek çalıştığımızı da zaman zaman değerlendiriyorum; Merhum Neşet Ertaş’ın bir sözü var: ‘Yanmadığımız sevdanın, çekmediğimiz derdin türküsünü söylemedik’ diyor. Bizim sektörde tüm çalışanlar; idarecisinden kat görevlisine ya da güvenlik görevlisine varan herkes bu anlayışla, Türkiye’nin bu anlamdaki ihtiyacı ile dertlenip elindeki ve önündeki tüm kapasiteyi ürüne dönüştürmek yönünde gayretle çalışıyorlar. Kendimizi aslında dünyada özellikle SİHA’larımızla ispat ettik. Dünya pazarının %65’inin Türkiye’den sağlandığı, dünyada ilklerin yapıldığı ve başarıldığı bir ülke konumuna geldik. Diğer taraftan da bizim diğer ülkelerde olmadığı kadar, beyaz yakada kadın çalışanlarımızın oranı. Bu oranda Türkiye NATO üyesi ülkeler içinde açık ara Türkiye’ye birinci sırada.”
Damla Kuşkapan: 7 Temmuz akşamı TUSAŞ’ta bir faaliyet gerçekleşecek. Hem sergi hem de kapsamlı bir uçuş gösterisi olacak. Sizler de orada olacaksınız. NATO üst düzey temsilcileri, savunma sanayi firmalarının genel müdürleri, pek çok kişi aslında orada olmuş olacak. Bu programda Türkiye gövde gösterisi yapacak diyebilir miyiz? Yerde ve gökte bizler neler göreceğiz?
Prof. Dr. Haluk Görgün:
”Biz bunu bir gövde gösterisi olarak görmüyoruz, asla öyle planlamıyoruz. Yetenek paylaşımı olarak planlıyoruz. Şimdi gün boyu burada olacağız. Burada kimler olacak? Devlet başkanları olacak, savunma bakanları olacak ve ülkelerin silahlanma direktörleri olacak. 550 katılımcı NATO müttefik ülkeleri, 32 artı 5 ülkenin, 37 ülkenin temsilcileri olacak. Akşamında ise bir yemek organize edelim, buradaki resmi programı biraz daha sosyal etkinlikle kaynaşmayı sağlayalım önerimiz oldu. İşte TUSAŞ şirketimiz güzel bir altyapıya sahip, uçuş pisti de var. İnsanlı insansız kabiliyetlerimiz hem TUSAŞ’ın hem Baykar’ın platformlarını bir uçuş gösterisi yapalım. Sizleri orada tüm katılımcıları bu insanlı insansız platformlarımızla bir selamlayalım, teknolojilerimizle selamlayalım dedik. Bununla beraber pist boyunca bir takım yetenekleri, teknolojik ürünlerimizi de sergileyelim istedik. Bu yetenek paylaşımı NATO Karargâhı’nda kabul gördü. 7 Temmuz akşamı 18’de inşallah TUSAŞ tesislerinde olacağız.”
Damla Kuşkapan: Çelik Kubbe’nin teslimatları da devam ediyor bir yandan. Son durum nedir? Olası bir tehdide karşı şu anda biz hazır mıyız, sizlerden dinleyebilir miyiz?
Prof. Dr. Haluk Görgün:
”Biz Çelik Kubbe’nin unsurlarını geçtiğimiz sene Sayın Cumhurbaşkanımızın da teşrifleriyle ASELSAN‘daki törenle kahraman ordumuza teslim etmeye başlamıştık ve bunların entegrasyonları güvenlik güçlerimizin ihtiyaç duyduğu ve öngördüğü yerlerde kurulmaya başlandı. Tabi Çelik Kubbe bütüncül bir yaklaşım ve tüm ülkemizin sınırlarını koruyabilecek bir yapı ile kurgulandı ve bunların teslim etme süreçleri devam ediyor. Geldiğimiz noktada hamdolsun önemli bir yeteneğe, kabiliyete, altyapıya sahip olduk ve bunların seri üretim süreçleri başladı. Aslında bu konsept hiçbir zaman ‘tamam artık bitti’ denilebilecek bir konsept değil. Sürekli gelişmesi gereken, tehditlerin sürekli analiz edilmesi gereken ve o tehditlere yönelik yeni tedbirlerin oluşturması gereken bir süreç. Bu anlamda da Allah’a çok şükür biz kahraman güvenlik güçlerimizle birlikte şimdiye kadar olduğu gibi her konuda olduğu gibi sahadaki tecrübeyi ve ihtiyacı hızlıca şirketlerimize dönerek ve onların güncellemelerini yaparak sahaya tekrar yenilenmiş, güncellenmiş versiyonlarını sunarak devam ediyoruz. Daha çok yeni, belki burada ilk defa sizinle paylaşayım; yine Çelik Kubbe’nin önemli unsurlarından olan Hisar-A, Hisar-O sistemleri, bataryalar ve bunların çoklu sayıda füzelerinin tedariğiyle ilgili ASELSAN ve ROKETSAN’la bir sözleşme imzaladık.”
Damla Kuşkapan: Savunma sanayinin sadece büyük şehirlerde değil, Anadolu’nun farklı noktalarında da yatırımları olduğunu biliyoruz. Özellikle deprem bölgesinde önemli çalışmalar var. Bu konuda da bilgi alabilir miyiz sizden?
Prof. Dr. Haluk Görgün:”Anadolu’nun çeşitli illerinde geçmişte gerçekleştirilen bir takım yatırımlar vardı. Deprem ile birlikte Savunma Sanayi Başkanlığı, Sayın Cumhurbaşkanımızın bizlere verdiği vazifeyle sadece iskân değil, istihdamı da oluşturabilecek, şirketlerimizle sorumluluk alarak yatırımlar yapmaya başladık. Bunların da büyük bir kısmı üretim safhasına geldi. Bir kısmının artık sonlarına geldik. İlk önce tabii Malatya’da ASELSAN’ın elektronik kart üretimi üzerine bir tesis oldu, faaliyete geçti. Kahramanmaraş’ta TUSAŞ’ın uçak yapısalları üzerine yaptığı bir tesis oldu. Allah’a çok şükür üretim kapasitesi çok iyi. Şimdi gelişerek de devam edecek. Dünyanın dört bir yanına uçak parçaları üreten bir hâle geldi Maraş’taki tesisimiz. Biz Hatay’da ROKETSAN’ın, –şimdi inşaat süreci inşallah tamamlanıyor– açılışını da uygun görürse Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle yapmayı çok arzu ediyoruz. Bir mühimmat üretim tesisi olacak. Biz Anadolu’daki irfanın, Anadolu’daki cesaretin, Anadolu’daki çevik yaklaşımın sektörümüze kazanç getireceğini de değerlendiriyoruz.”