Savunma Sanayii Başkanı Prof. DR. Haluk Görgün, SAHA 2026 Fuarı’nın açılışında, Türkiye’nin önünde hâlâ yoğunlaşılması gereken alanlar olduğuna dikkat çekti.
SAHA 2026’nın, bir fuar olmanın ötesinde; savunma, havacılık ve uzay ekosisteminin geldiği seviyeyi gösteren stratejik bir buluşma noktası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Haluk Görgün, 2018 yılında küçük bir alanda başlayan bu yolculuğun, bugün küresel ölçekte büyük ilgiyle takip edilen bir organizasyona dönüştüğünü kaydetti.

Prof. Dr. Görgün, şu hususların altını çizdi:
“Stant alanı her organizasyonda %50 artarak bugün 120 bin metrekarelik büyüklüğe ulaşmıştır. Bu başarı; Türkiye’nin neredeyse çeyrek asır önce başlattığı kalkınma yürüyüşü neticesinde ulaştığı kabiliyetlerin, özgüvenin ve üretim gücünün eseridir. Bu başarıların arkasında başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu sarsılmaz irade vardır, strateji vardır, vizyon vardır, alın teri vardır, akıl teri vardır, mühendislik vardır, vatan aşkı vardır. Kuantum teknolojiler, sensörler, veri ağları, uydu sistemleri, siber yetenekler, otonom kabiliyetler, yapay zekâ uygulamaları, elektronik harp dayanıklılığı ve sistem entegrasyonu gibi alanlar geleceği belirleyecek unsurlar haline gelmiştir. Bu çerçevede Millî Yetkinlik Hamlemizi son derece önemli görüyoruz. Kalıcı başarı; insan kaynağıyla, mühendislik kapasitesiyle, üretim disipliniyle ve kalite kültürüyle mümkündür. Bir sistemi tasarlamak kadar önemliyse, o sistemi test etmek de o kadar önemlidir. Üretmek kadar sahada desteklemek, sertifikalandırmak kadar sürekli geliştirmek de önemlidir. Savunma Sanayii Başkanlığı olarak bu yetkinlik zincirinin her halkasını güçlendirmek için çalışıyoruz. Bu yaklaşım, bizi savunma sanayiimizin tüm paydaşlarını aynı hedef etrafında buluşturan bir ekosistem inşa etmeye götürmüştür. Savunma sanayiimizin gücü, sadece büyük ana yüklenicilerimizle ölçülemez. Alt yüklenicilerimizin, KOBİ’lerimizin, teknopark firmalarımızın ve araştırma merkezlerimizin katkısı çok kıymetlidir. Üniversitelerimizin bilgi birikimi ve genç girişimlerimizin dinamizmi, bu ekosistemin geleceği açısından belirleyicidir Başkanlık olarak yaptığımız çalışmalarla; teknoloji girişimlerimizin büyük projelere entegre olmasını destekliyoruz. Üniversite-sanayi iş birliklerinin daha somut çıktılar üretmesine imkan sağlıyoruz. SAHA EXPO bu bakımdan çok kıymetli bir buluşma zemini sunuyor. Burada ana yüklenicilerimiz yeni tedarikçilerle tanışacak, KOBİ’lerimiz küresel firmalarla temas kuracak. Genç girişimlerimiz yatırımcılarla buluşacak. Dost ve müttefik ülkelerle ortak üretim ve teknoloji geliştirme modelleri değerlendirilecek. SAHA 2026, sağladığı tüm bu imkânlara ilaveten, kapsamlı programıyla da öne çıkıyor. Fuar boyunca ürün lansmanları, imza törenleri, B2B, G2B, G2G görüşmeleri ve yatırımcı buluşmaları gerçekleştirilecek. Düzenlenecek etkinlikler ve panellerde geleceğin teknolojileri derinlikli bir şekilde ele alınacak. Böylece SAHA 2026, yalnızca bir fuar değil; çok boyutlu bir teknoloji, iş birliği ve deneyim paylaşımı platformu olacaktır. Kıymetli katılımcılar, sahip olduğumuz bu çok boyutlu yapı, uluslararası alanda omuzlarımıza yeni sorumluluklar yüklemiştir. Türkiye’nin bu konudaki yaklaşımı nettir: Biz gücümüzü kaosun değil, istikrarın hizmetine sunuyoruz. Teknolojimizi gerilimin bir aracı değil, barışın ve güvenliğin teminatı olarak görüyoruz. Bu anlayışla; geçtiğimiz 12 aylık dönemde 185 ülkeye toplamda 10,5 milyar dolarlık savunma ve havacılık ihracatı gerçekleştirdik. Yakında 11 milyar doların üzerine çıkarak Türkiye’yi savunma ve havacılık ihracatında dünyada ilk 10 ülke arasına taşımayı hedefliyoruz. Bu hedefi yakalayacağımıza eminiz, zira artık savunma sanayiinde yalnızca hedef koyan değil, koyduğu hedeflere adım adım ulaşan bir Türkiye var. Kendi mühendisinin aklına güvenen bir Türkiye var. Kendi sanayicisinin emeğine sahip çıkan bir Türkiye var. Kendi gencinin hayaline yatırım yapan bir Türkiye var. Kendi teknolojisini geliştiren ve dünyaya sunan bir Türkiye var. SAHA 2026, işte bu Türkiye’nin en güçlü vitrinlerinden biridir. Savunma sanayiimizin bugün ulaştığı seviyede en büyük pay, ortaya koyduğu vizyon ve sarsılmaz liderlikle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a aittir. Bu vesileyle zat-ı devletlerine şükranlarımı arz ediyorum. Önümüzdeki dönemde takip edeceğimiz istikamet açıktır. Kritik teknolojilerde dışa bağımlılığı sıfırlayacağız, ihracatımızı sürdürülebilir biçimde büyüteceğiz, firmalarımızın küresel rekabet gücünü daha da yükselteceğiz. Kamu, sanayi ve akademi arasındaki iş birliğini güçlendireceğiz. Ana yüklenici ile KOBİ arasındaki bağı daha verimli hâle getireceğiz. İnsan kaynağımızı, teknolojik hedeflerimizle uyumlu şekilde geliştireceğiz. Bu hedeflere ulaşmada, dost ve müttefik ülkelerle güvene dayalı yeni iş birlikleri geliştirmek hayati önemdedir. Değerli misafirler, dost ve müttefik ülkelerden fuarımıza katılan kıymetli bakanlara, resmî heyetlere, tedarik makamlarına ve sektör temsilcilerine özellikle hitap etmek isterim. Türkiye, savunma sanayiinde güvenilir, tecrübeli ve uzun vadeli düşünen bir yol arkadaşıdır. Bizim iş birliği anlayışımız, yalnızca ürün satışıyla sınırlı değildir. Biz; ortak aklı, ortak emeği ve ortak kabiliyeti esas alan bir sanayi yaklaşımına inanıyoruz. Bu yaklaşım; birlikte geliştirmeye, birlikte üretmeye ve kazan-kazan ilişkisi kurmaya dayalıdır. Bugün Türk savunma sanayii şirketleri, dünyanın farklı coğrafyalarında yalnızca ürünleriyle değil; mühendislik birikimiyle, entegrasyon kabiliyetiyle, bakım-idame tecrübesiyle ve eğitim altyapısıyla da değer üretmektedir. Biz bu birikimi dost ve müttefik ülkelerle daha güçlü ortaklıklara dönüştürmeye hazırız. Her ülkenin kendi sanayi önceliklerini, yerel yetkinliklerini ve güvenlik ihtiyaçlarını dikkate alan esnek modeller geliştirebiliriz. Tek taraflı bağımlılıklar yerine, adil ve sürdürülebilir ortaklıkları önemsiyoruz. Çağrımız açıktır: Gelin, savunma sanayiinde yalnızca alım-satıma dayalı ticari ilişkilerin ötesine geçelim. Gelin, güvene dayalı, uzun soluklu ve sürdürülebilir ortaklıkları birlikte inşa edelim. Gelin, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, yarının güvenlik sınamalarına da birlikte çözüm üretelim. Bu anlayış, NATO müttefiklerimizle ilişkilerimiz açısından da ayrı bir önem taşımaktadır. Önümüzdeki Temmuz ayında ülkemizde düzenlenecek NATO Zirvesi ve Savunma Sanayii Forumu, bu bakımdan son derece kıymetli bir zemin sunacaktır. Söz konusu Forum, NATO’nun bugüne kadar düzenlediği en büyük savunma sanayii etkinliği olacak. Türkiye olarak bu süreci, yalnızca diplomatik bir temas takvimi olarak görmüyoruz. Aynı zamanda müttefiklerimizle savunma sanayii iş birliklerini derinleştirecek, tedarik zincirlerimizi daha dirençli hâle getirecek ve ortak kabiliyet geliştirme anlayışını güçlendirecek stratejik bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. SAHA 2026’da kurulacak temasların, bu büyük buluşmaya güçlü bir hazırlık zemini oluşturacağına inanıyorum. Burada atılacak her adımın; kolektif güvenliğimize katkı sunacağına yürekten inanıyorum. Kıymetli misafirler, Bu duygu ve düşüncelerle; SAHA 2026’nın yeni projelerin başladığı, yeni ortaklıkların kurulduğu ve yeni ihracat fırsatlarının doğduğu bir etkinlik olmasını temenni ediyorum. Bu organizasyonun, savunma sanayiimizin geleceğine yön verecek kalıcı iş birlikleri üretmesini bekliyorum. Sözlerime son verirken, etkinliğin düzenlenmesine emeği bulunan başta SAHA İstanbul ve Savunma Sanayii Başkanlığı’ndaki mesai arkadaşlarım olmak üzere tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Fuarımızda yer alan tüm firmalarımızı, kurumlarımızı, mühendislerimizi, teknisyenlerimizi ve çalışma arkadaşlarımızı tebrik ediyorum. SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nın ülkemiz, sektörümüz ve tüm paydaşlarımız için hayırlı olmasını diliyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”