Ankara’daki NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi kapsamında düzenlenen Savunma Sanayi Forumu (NATO Summit Defenci Industry Forum-NSDIF) NATO ve müttefik ülkelerin 10 milyarlarca dolarlık yeni savunma sanayi sözleşmelerinin açıklandığı bir platform oldu.

ATO Congresium’daki etkinlikte ilk olarak 12 adet A400 ve 5 adede kadar Triton Yüksek İrtifa Uzun Menzilli (HALE-High Altitude Long Endurance) insansız hava aracı tedarikine ilişkin anlaşma açıklandı.

NATO Genel sekreteri Rutte, “İstihbarat, gözetleme ve keşif; bizim jargonumuzda ISR, ittifak için hayati bir yetenektir.” dedi ve ISR’ın doğru kararlar alabilmek, tehditlerin önüne geçebilmek için ihtiyaç duydukları durumsal farkındalığı sağladığını ifade etti.
“Bugün müttefikler, bu yeteneği güçlendirmek için somut bir adım atıyor.” diyen Rutte, şöyle devam etti:

“NATO ISR gücümüze, 5 adede kadar Triton yüksek irtifa uzun menzilli insansız hava aracı ekliyoruz. Bu ek uçaklar, geniş deniz alanları üzerinde gece gündüz sürekli gözetleme sağlayacak. Bunlar, uzun süre yüksek irtifada uçabilir ve açık sular da dahil olmak üzere geniş alanları diğer birçok uçaktan daha verimli bir şekilde kapsayabilirler. Triton, tehditleri erken tespit etmemize, deniz iletişim hatlarımızı korumamıza ve kuzey bölgeleri gibi zorlu bölgelerde destek operasyonlarını desteklememize yardımcı olacaktır. Yani genel olarak, NATO’nun ISR konumunu önemli ölçüde güçlendirecekler. Northrop Grumman, platformu üretiyor ve Transatlantik endüstri görev desteği, veri sistemleri ve altyapı üzerinde çalışıyor. Genel anlamda NATO’da üretiliyor ve Atlantik’in her iki yakasında da iş imkânları yaratıyor. Bu, Transatlantik iş birliğinin somut bir örneğidir.”
Törende daha sonra NATO’nun yaşlanan AWACS uçaklarının yerine tedarik edilecek olan SAAB GlobalEye açıklaması geldi.
Genel Sekreter Rutte, GlobalEye Sisteminin, havadan uyarı ve kontrolü yeni bir seviyeye taşıdığını ifade etti.

Rutte, şu hususları kaydetti:
“On yıllardır NATO, gökyüzündeki gözlerimiz olan E3 havadan uyarı ve kontrol sistemleri filosuna güveniyordu. Bu sistemler, Kuzey Norveç’ten Güney Türkiye’ye kadar birçok yerde konuşlandırıldı. Bize iyi hizmet ettiler ve etmeye devam ediyorlar, ancak ömürlerinin sonuna yaklaşıyorlar. Bugün, birçok müttefik, bunların yerine geçecek 10 adede kadar Saab GlobalEye uçağının ortak tedarikini duyuruyor. Bu, NATO’nun kendi ve işletilen gözetleme ve erken uyarı yeteneğini gelecek on yıllar boyunca güçlü ve güvenilir tutmamızı sağlayacaktır. Ayrıca, birçok müttefik bugün, ulusal gereksinimlerine yanıt vermek için GlobalEye gibi daha fazla havadan erken uyarı yeteneğinin tedarik edilmesi ve konuşlandırılması konusunda iş birliği yapmak üzere çok uluslu bir proje başlatıyor. GlobalEye, tek bir platformdan hava, deniz ve kara alanlarında eş zamanlı gözetleme sağlayarak komutanlara net bir operasyonel tablo sunacaktır. Bu, insansız hava aracı sürüleri, balistik füzeler ve seyir füzeleri de dahil olmak üzere karmaşık tehditleri tespit etme, izleme ve tanımlama yeteneğini kanıtlamış bir sistemdir. Önceki gibi, GlobalEye da Avrupa ve Kanada endüstrileri tarafından yürütülen ve ABD endüstrilerinin de önemli katkılarıyla gerçekleştirilen transatlantik bir programdır. Gerçek bir başarı öyküsüdür.”

GlobalEye programında Belçika, Kanada, Danimarka, Almanya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Romanya ve İsveç yer alıyor.
NSDIF’te daha sonra üst kattaki salona geçildi.
Buradaki programa, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da katıldı.

Yılmaz, etkinlikte yaptığı konuşmada, İttifakın yeni bir döneme adım atacağını, “NATO 3.0” olarak da adlandırılan bu yeni dönemde, İttifak içinde külfetin giderek daha adil biçimde paylaşılacağını düşündüğünü söyledi.
Gelinen aşamada, mevcut jeopolitik sınamalar ışığında, NATO içinde daha güçlü bir Avrupa sütununun inşa edilmesinin zorunluluk olduğunu vurgulayan Yılmaz, geçen yıl Lahey’de alınan savunma harcamalarında artış kararının tüm müttefikler tarafından kayda değer ölçüde yerine getirildiğini ve bu konudaki yaklaşımın köklü şekilde dönüştüğünü ifade etti.
“Şimdi önümüzdeki sınama, artan savunma harcamalarının somut yeteneklere dönüştürülmesi ve bunun için gerekli sanayi üretim kapasitesinin oluşturulmasıdır.” diyen Yılmaz, üretim kapasitelerinin hızla ve birbiriyle uyum içinde genişletilmesi gerektiği yönündeki tespite katıldığını, bu bağlamda, NATO Genel Sekreteri Rutte’nin sıklıkla kullandığı “Teksas’tan Ankara’ya” ifadesinin son derece anlamlı olduğunu bildirdi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü siyasi iradesi ile Türkiye’nin, bu dönemin ruhunu erken bir aşamada kavramanın ve savunma sanayisinde yola erken çıkmanın avantajını yaşadığını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Bugün Türkiye, dünyada savunma ihracatçısı ülkeler arasında 11. sırada yer alıyor. Yakın bir gelecekte ilk 10 ülke arasına girmeyi hedefliyoruz. Futbol tabiriyle ifade edecek olursak Türkiye, 1. ligde olmayı hedefleyen bir ülke konumunda. Savunma sanayimiz pek çok açıdan kapsamlı bir dönüşüm geçirmiştir. Ürün yelpazemiz artık hava, kara, deniz, siber ve uzay alanlarının hepsini kapsamaktadır. Bu çabalarımız sonucunda Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterinin yerlilik oranı yüzde 80’i aşmıştır. Bununla birlikte, Türkiye müttefik ülkeler için de güvenilir bir tedarik kaynağı ve proje ortağı haline gelmiştir. Savunma ve havacılık ihracatımız son bir yıllık dönemde 11 milyar doları aşmıştır. İhracatımızın yarıdan fazlası NATO müttefiklerimize ve Avrupa Birliği üyesi ülkelere gerçekleştirilmiştir. Türkiye bugün tüm dünyanın takdirini kazanmış İHA ve SİHA’larıyla, elektronik harp sisteminden savaş gemilerine, 5. nesil savaş uçağından derin taarruz yeteneklerine kadar her alanda son teknolojiye sahip sistemleri üretebilmektedir. Dünyanın en büyük 100 savunma şirketinden 5’i Türk şirketleridir. Savunma sanayisinde geldiğimiz bu aşama asla tesadüf değildir. Türkiye, bu ilerlemeyi kamu ve sanayinin birlikte çalışmasıyla ve savunma sanayisi firmalarını sürece en başından itibaren dahil ederek gerçekleştirmiştir. Bugün Sayın Genel Sekreter tarafından duyurulan NATO’nun sanayi işbirliğine yönelik yeni stratejisi de esasen buna işaret etmektedir.“
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın üzerinde durduğu bir başka husus ise NATO müttefiki ülkelerin Türkiye’ye karşı uyguladığı açık veya gizli kısıtlardı.
“Müttefikler arasındaki kısıtlamaları ve yaptırımları masadan temizlemeliyiz” diyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Türkiye’nin savunma sanayi iş gücü ortalama yaşının 34 ve mühendislerin yarısının da kadın olduğuna dikkat çekerek, “Bu da bize şunu söylüyor; gelecek bizim.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, daha dayanıklı bir Avrupa-Atlantik güvenliğinin, üretim kapasitesini, teknoloji birikimini ve operasyonel tecrübeyi aynı stratejik hedefe yönlendirebilen bir güvenlik mimarisiyle mümkün olduğuna işaret etti.
Yılmaz, “Türkiye bu mimaride güçlü, güvenilir ve katkı sağlayan bir ortak olarak yer almaya hazırdır.” dedi.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ise konuşmasına bir futbol benzetmesiyle başladı.

“Bu benzetmeyi, ülkem Hollanda’nın ve aynı zamanda Kraliyet topraklarının bir parçası olan Curaçao’nun Dünya Kupası’ndan elenmesi nedeniyle, üzgün bir kalple yapıyorum.” diyen Rutte, “Futbolun bize öğrettiğine inandığım bir şey var. Hiçbir takım tek bir yıldız oyuncu sayesinde kazanmaz. Kaleciye, defans oyuncularına, orta saha oyuncularına, forvetlere ihtiyacınız var. Ve evet, herkes galibiyet golünü atan oyuncuyu fark eder ancak sahadaki her başarılı oyuncunun ve takımın arkasında, yedek kulübesinde ve perde arkasında birçok kişi vardır. Antrenörler, eğitmenler, analistler, her şeyin yolunda gitmesini sağlayan insanlar.” diye konuştu.
Ekipteki herkesin önemli olduğunu, hiç kimsenin tek başına kazanamayacağını ifade eden NATO Genel Sekreteri, NATO’nun da en etkili şekilde caydırıcılığı ve savunması için tüm bir ekip çalışması gerektiğinin altını çizdi.
Mark Rutte, siyasi liderlerin yönü belirlediğini, silahlı kuvvetlerin ise her gün sahada olduğunu belirterek, “Ve siz, savunma sanayimiz, ekibin arkasındaki gücü, ekipmanı, yeniliği, üretim kapasitesini sağlayarak güç, dayanıklılık ve azim sağlıyorsunuz.” dedi.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, herkesin ortak güvenliği için birlikte çalışmak ve oyuna tam olarak dahil olmak gerektiğini kaydetti.
“NATO olarak, ordularımızın neye ihtiyacı olduğunu size (Savunma Sanayi Kuruluşlarına) söylememiz gerekiyor” diyen Rutte, “Bu talepleri yeni yeteneklere dönüştürmeniz gerekiyor ki bu da arzdır.” ifadelerini kullandı.
Rutte, NATO ve sanayi arasındaki iş birliğini geliştirmeye devam etmelerinin çok önemli olduğuna vurgu yaptı.
NATO Genel Sekreteri, şunları söyledi:
“2024’te göreve başladığımdan beri bunun büyüdüğünü ve geliştiğini gördüm. Türkiye de dahil olmak üzere ittifak genelindeki fabrikaları ve tesisleri ziyaret ettim. Şirket liderleri, mühendisler ve fabrika katındaki işçilerle konuştum. Yeniliği gördüm, fırsatı gördüm. Ve ortaklığımızın işleyişini tam burada, bu forumda görüyorum. İşte takım çalışması böyle bir şey. Ve bu, nasıl gol atılacağını bilen bir takım.”
Mark Rutte, 2025 ve 2026 kıyaslandığında, savunma yatırımlarında Kanada ve Avrupa’da 258 milyar dolarlık bir artış söz konusu olduğunu ifade eden Rutte, bu miktarın sadece ek yatırım olduğunu; temelde maddi kaynak olduğunu ve çok daha fazlasının da geleceğini söyledi.
“Ancak bu paranın işe yaraması gerekiyor” diyen Rutte, şu hususları ifade etti:

“Gerçekten caydırıcılık sağlayacak yetenekler satın alınması gerekiyor. Savunma odaklı bir hükûmet, savunma üretimini genişletmeye yatırım yaparak yolu açıyor. Sadece geçen yıl, savunma sanayi altyapımızı güçlendirmek için 37 milyar dolar yatırım yapıldığını gördük. Tekrar düşünün, savunma sanayi altyapımızı güçlendirmek için 37 milyar dolar. Yani daha büyük fabrikalar, yeni üretim hatları, daha fazla kapasite. Aslında, 2.000’den fazla futbol sahasını kaplayacak kadar ek üretim alanı var ve bu sabah, Forumda, önemli yeni sözleşmeler imzalandı ve daha büyük duyurular yapıldı. Toplamda on milyarlarca dolar değerinde ve artmaya devam ediyor. Bu, daha fazla hava savunma sistemi ve saldırı yeteneği, daha fazla uydu iletişimi, daha fazla mühimmat, daha fazla insansız hava aracı ve anti-iha sistemi, artan dayanıklılık ve hazırlık anlamına geliyor. Projeksiyonlarımıza göre, gelecek yıl ittifak, yılda yaklaşık 4 milyon top mermisi üretme kapasitesine sahip olacak. Bu ölçekte geçen yıla göre neredeyse iki kat daha fazla. Yani evet, gerçek ilerleme kaydettik. Doğru yönde ilerliyoruz. Strateji açık ancak maç henüz bitmedi. Ve kazanmak için tüm takım üyelerinin üzerlerine düşeni yapması, daha fazlasını, daha hızlı ve birlikte yapması gerekiyor. Zaman lüksümüz yok.”
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, hazır bir NATO için şimdi daha fazla yeteneğe ihtiyaç olduğunu, güvenlik durumunun artırılması gerektiğini belirtti.
Rusya’nın, ulusal bütçesinin neredeyse yarısını savaş sistemlerine harcadığını hatırlatan Rutte, şöyle devam etti:
“Hayal edebiliyor musunuz? Rusya’nın harcadığı paranın neredeyse %50’si savaş sistemlerine gidiyor. Savunma sanayisi gece gündüz çalışıyor. Ve sadece savunma sanayisi değil, Rusya’daki sanayi altyapısının geri kalanı da bunu destekliyor. Çin, şeffaflık olmadan silahlı kuvvetlerini modernize etmeye ve nükleer yeteneklerini genişletmeye devam ediyor. Kuzey Kore, nükleer programını genişletmeye ve Rusya’ya tedarik sağlamaya devam ediyor ve son ABD harekâtı İran’ın nükleer ve balistik füze programlarını önemli ölçüde zayıflatmış olsa da, tetikte kalmalıyız. Bu ülkeler giderek daha fazla birlikte çalışıyorlar ve bu hepimizi endişelendirmeli çünkü sizi temin ederim ki bizim çıkarlarımızı gözetmiyorlar.”
Etkinlikte, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler de bir konuşma yaptı.

“NATO Zirvesi kapsamında düzenlenen bu forumda, İttifakımızın gelecekteki caydırıcılık ve savunma mimarisini şekillendirecek en kritik alanlardan birini, yani savunma sanayi kapasitemizi, üretim gücümüzü ve yenilikçi kabiliyetlerimizi ele alıyoruz. İçinde bulunduğumuz güvenlik ortamı, bizlere çok açık bir gerçeği hatırlatmaktadır. Ülkeler; egemenliklerini, hak ve menfaatlerini koruyabilmeleri için; güçlü bir devlet yapısına, etkin bir diplomasiye, caydırıcı bir askerî kapasiteye ve sürdürülebilir bir savunma sanayi ekosistemine sahip olmalıdırlar. Bu çerçevede NATO’nun kolektif savunma anlayışı ve müttefikler arasındaki dayanışma ruhu ve birlikte hareket etme kararlılığı, bugün her zamankinden daha fazla önem taşımaktadır. Bu kararlılığı destekleyen üretim kapasitesi, mühimmat stoku, platform modernizasyonu, sürdürülebilir tedarik zincirleri ve hızlı uyum sağlayabilen sanayi ekosistemi de bir o kadar hayatidir. Nitekim, Ukrayna’daki savaş, modern harp ortamında mühimmat tedarik hızının, insansız sistemlerin, hava ve füze savunmasının, elektronik harbin ve hızlı inovasyonun ne kadar belirleyici olduğunu göstermiştir.”

“Son dönemde Hürmüz Boğazı ve çevresinde yaşanan gelişmeler ise ulaştırma hatları güvenliği ile tedarik zinciri yönetiminin artık savunma planlamasının ayrılmaz bir parçası olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bu nedenle artık hepimiz için temel soru şudur: Taahhütlerimizi ne kadar hızlı gerçek kabiliyete dönüştürebiliyoruz? Ankara Zirvesi’nin ana hedeflerinden biri de Müttefiklerin savunma yatırımlarındaki artışlarını göstermeleri, yeni yetenek hedeflerine ulaşmaları, üretim kapasitelerini büyütmeleri ve daha güçlü, daha yenilikçi, daha dayanıklı bir transatlantik savunma sanayi tabanı inşa etmeleridir. Bu bilinçle hareket eden Türkiye; savunma sanayindeki yerli ve millî üretim kapasitesini, mühendislik altyapısını küresel ölçekte dikkat çeken bir seviyeye ulaştırmıştır. Bugün kara, deniz ve hava platformlarından insansız sistemlere; elektronik harp kabiliyetlerinden hava savunma çözümlerine kadar geniş bir alanda önemli yetkinliklere sahibiz. Nitekim tersanelerimizde onlarca askerî gemi eş zamanlı olarak inşa edilmektedir. Türkiye, deniz platformları üretiminde sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayan değil, aynı zamanda Müttefiklerine ve ortaklarına da katkı sunabilen ölçekte bir kapasiteye sahiptir. Kara gücümüzün modernizasyonu kapsamında ALTAY ana muharebe tankımızın seri üretim safhası, zırhlı kara araçları alanında ulaştığımız teknolojik ve endüstriyel seviyenin somut göstergesidir.”

“KAAN programı, hava harekât alanında Türkiye’nin yüksek teknolojiye dayalı muharip hava platformları geliştirme kapasitesinde yeni bir lige çıktığını göstermektedir. Mühimmat üretimi de İttifak için en kritik başlıklardan biridir. Son yıllarda 155 mm mühimmat üretim kapasitemizi çok hızlı biçimde artırdık ve bu alanda somut sonuç üreten müttefiklerden biri olduk. ROKETSAN’ın yeni üretim ve entegrasyon yatırımlarıyla füze ve mühimmat üretim kapasitemizi önemli ölçüde büyütüyoruz. ASELSAN ve HAVELSAN gibi şirketlerimizin radar, elektronik harp, haberleşme, komuta-kontrol, yazılım, simülasyon ve yapay zekâ destekli sistemler alanındaki yatırımları ise savunma sanayi kapasitemizi yalnızca nicelik olarak değil, nitelik olarak da ileri taşımaktadır. Tüm bunlarla birlikte, NATO’nun yüzde 5 savunma yatırım taahhüdünü de önemli görüyoruz. Zira bu taahhüt, aynı zamanda İttifakın caydırıcılığını güçlendirme, savunma üretimini ölçeklendirme ve ihtiyaç duyduğumuz kabiliyetleri zamanında sahaya yansıtma iradesinin somut göstergesidir.”

“Yaşanan savaşlar ve çatışmalar göstermiştir ki sahadaki başarı, yalnızca mevcut stoklara değil, aynı zamanda hızlı öğrenme, hızlı üretme ve hızlı uyarlama kapasitesine bağlıdır. Dron teknolojilerinden elektronik harbe, mühimmat üretiminden yazılım güncellemelerine kadar birçok alanda askerler, mühendisler, girişimciler ve karar vericiler arasındaki mesafe kısaldıkça cephedeki etkinlik artmaktadır. Bu nedenle bizlerin görevi, barış zamanında bu iş birliği kültürünü inşa etmektir. Kriz ortaya çıktıktan sonra üretim hattı kurmak, tedarik zinciri oluşturmak veya ortak standart geliştirmek çok geç olabilir. Hazırlık bugünden yapılmalıdır! Çağrımız açıktır: Taahhütleri kabiliyete dönüştürelim. Kaynakları üretime dönüştürelim. Sanayi gücümüzü caydırıcılığa dönüştürelim. Ve İttifakımızın güvenliğini, sözlerle değil, sahada karşılığı olan somut kapasiteyle güçlendirelim. Bu çerçevede, Forum boyunca yapılacak temas ve değerlendirmelerin gerçek projelere, ortak girişimlere, üretim mutabakatlarına ve kabiliyet çıktılarına dönüşmesini temenni ediyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyor, tüm katılımcılara teşekkür ediyorum.”
NATO Genel Sekreter Yardımcısı Radmila Shekerinska, son aylarda Rus insansız hava araçları ve Rus uçakları tarafından tekrarlanan hava sahası ihlallerine şahit olduklarını belirtti ve NATO’nun, müttefiki Türkiye’ye karşı İran’dan fırlatılan balistik füzeleri başarıyla engellediğini hatırlattı.

“Hepimizin güvenliği için bu yeteneklerden çok daha fazlasına ihtiyacımız var.” dedi.
Shekerinska, ihtiyaçları daha hızlı ve daha iyi karşılamak, en yeni teknolojileri yeteneklere entegre etmek için tüm kaynakları bir araya getirerek birlikte çalışmak gerektiğini vurguladı.
Radmila Shekerinska, şu hususlara dikkat çekti:

“Müttefikler bunu yapıyor. Bugün burada gördüğümüz de bu. Ekranda bu girişimlerin kapsamını ve değerini görüyorsunuz. Bunlar arasında, daha düşük seviyedeki hava tehditlerine karşı hava savunma yeteneklerimizi geliştirmek ve pasif hava gözetleme yetenekleri edinmek için çok uluslu çabalar yer alıyor; bu da iyi çalıştığını bildiğimiz hazır çözümleri hızla tedarik etmemizi sağlıyor. Ayrıca komuta ve kontrol sistemlerimizi modernize etmek ve balistik füze savunması için daha fazla yetenek eklemek için somut adımlar atıyoruz. NATO Destek ve Tedarik Ajansı (NSPA-NATO Support and Procurement Agency) son üç yılda çok sayıda Patriot PAC 2 füzesi satın aldı ve yakın gelecekte daha fazlasını satın alma sürecinde. Müttefiklerin de birlikte daha fazla şey yaptığını görüyoruz. Hollanda ve Belçika, çeşitli temel hava savunma sistemlerinin ortak tedarikini başlatmak için bir mutabakat zaptı imzalıyor. Ve Türkiye, çeşitli hava savunma sistemlerinin üretimi için savunma sanayisine olağanüstü büyük yatırımlar yapıyor. Şirketlerimiz de talebi karşılamak için harekete geçiyor. Rheinmetall Italia, üretim kapasitesini ikiye katlamasını sağlayacak yatırımlar açıklıyor. Ve bu, Roma’da hava savunma yetenekleri ve mühimmat üzerinde çalışan bir üretim tesisinde gerçekleştirilecek. Tüm bu açıklamalar etkileyici, hepsi çok önemli ve hepsi acil. Tüm bunlar, gökyüzümüzü güvende tutmak ve caydırıcılığımızı ve savunmamızı güvenilir kılmak için gerekli.”

İmzlanan sözleşme ve mutabakatlara Türkiye adına Savunma Sanayii Başkanı ve Millî Silahlanma Direktörü Prof. Dr. Haluk Görgün imza koydu.
Atılan imzalardan biri de Entegre Hava Füze Savunmasına ilişkin 26 milyar 279 milyon dolarlık anlaşmaydı.

NATO Genel Sekreter Yardımcısı Radmila Shekerinska, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün; projenin ortaklarından ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol ve ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci ile ardından projenin diğer ortaklarını da davet ederek birlikte fotoğraf çektirdi.

Daha sonra imza törenine katılan tüm ülke temsilcileri ile birlikte toplu fotoğraf çektirildi.


Etkinlik, düzenlenen panellerin ardından sona erdi.
