SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayii Fuarı İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı.

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde TSK Komuta Kademesi ve Bakan Yardımcıları ile katıldığı SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nın açılış töreninde konuştu.
Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler şunları söyledi:

Sözlerimin başında dost ve müttefik ülkelerden gelerek uluslararası ölçekteki bu büyük fuarımıza iştirak eden misafirlerimize ve bütün katılımcılara hoş geldiniz diyorum.
Bu önemli organizasyonunun açılış töreni vesilesiyle sizlerle birlikte bulunmaktan duyduğum memnuniyeti özellikle ifade ediyor bu güzide etkinliğin ülkemize ve tüm paydaşlara hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
Cumhurbaşkanlığımızın himayeleri ile Millî Savunma Bakanlığımız, ilgili bakanlıklarımız ve kurumlarımızın katkılarıyla düzenlenen SAHA EXPO Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük sanayi kümelenmelerinden biri olarak savunma sanayimizin ulaştığı mümtaz seviyeyi açıkça ortaya koymaktadır. Bu yönüyle SAHA EXPO; nitelikli görüşmeleri, uluslararası panelleri ve vizyoner ürün lansmanlarıyla savunma sanayisi ekosistemindeki stratejik iş birliğini pekiştiren son derece müstesna bir platformdur.
Bu kapsamda fuarda kurulacak temasların, imzalanacak anlaşma ve mutabakatların sadece ticari birer adım değil, aynı zamanda yeni ve güçlü ortaklıklara zemin hazırlayacak tarihî birer milat olacağına inanıyorum.

Küresel güvenlik ortamının belirsizleştiği çatışma ve savaşların pek çok coğrafyada aynı anda vuku bulduğu hassas bir dönemden geçiyoruz. Özellikle son dönemde tanıklık ettiğimiz ve bölgemizi doğrudan etkileyen Rusya-Ukrayna Savaşı ile ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan savaş, bölgesel ve küresel güvenlik mimarisini derinden etkilemiştir.
Yakın dönemde meydana gelen bu çatışma ve savaşlar güvenlik doktrininde bizlere çok kritik veriler sunarken sorumluluklarımızı da bir o kadar artırmıştır.
Bu kaotik ortamda kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz;
– Tüm gelişmeleri yakından ve çok boyutlu bir şekilde takip etmekte,
– Savunma ve güvenliğimizi sağlamak için hiçbir ihtimali göz ardı etmeden gerekli tüm önlemleri kararlılıkla almaktadır.
Bu kritik dönemde şu gerçek artık net bir şekilde görülmüştür: Yalnızca güncel askerî hareketliliğe odaklanmak yeterli değildir. Karşı karşıya olduğumuz tablo, dünya güvenlik mimarisini caydırıcılık dengesini ve askerî doktrinleri yeniden şekillendirme potansiyeline sahiptir.
Modern savaş doktrininin en gelişmiş harp teknolojileriyle harmanlandığı bu yeni nesil konsept; bizlere her zaman “hazır ve etkin” bir orduya sahip olmanın yanı sıra bu orduyu destekleyecek güçlü ve sürdürülebilir bir savunma sanayisi ekosisteminin varlığının da ne denli hayati olduğunu kanıtlamıştır.

Malumunuz olduğu üzere; 1980’li yıllara kadar savunma sanayisi alanında büyük ölçüde tedarikçi olan ülkemiz Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ortaya konulan kararlı politikalar ve doğru yatırımlar sayesinde artık kendi sistemlerini tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir ülke olmuştur.
Bu gelişim vizyonuyla;
– Kara platformlarımızda modern teknolojileriyle donatılmış araçlarımız sahada yüksek hareket kabiliyeti sergilerken,
– Denizlerimizde ise millî gemilerimiz ve insansız deniz araçlarımızla hak ve menfaatlerimiz kararlılıkta korunmaktadır.
– Tüm bunların yanında Türk savunma sanayinin asıl büyük devrimi, dünyada harp doktrinlerini yeniden yazdıran, gökyüzünün yeni hâkimleri olan insansız hava araçlarımızla gerçekleşmiştir.
Bugün İHA, SİHA ve stratejik seviyedeki TİHA teknolojilerimiz; sahip oldukları yapay zekâ hassas vuruş gücü ve yüksek irtifa kabiliyetleriyle küresel ölçekte etkiler oluşturmuş özellikle de Türk mühendisliğinin neleri başarabileceğini tüm dünyaya en çarpıcı şekilde göstermiştir.
İnsansız sistemlerde ulaştığımız bu mümtaz seviye hava savunma stratejilerimizde de bizi çok daha ileri bir safhaya taşıma yoluna sokmuştur.
Gök Vatanımızı koruma irademizin en somut yansıması olan “Çelik Kubbe” bütünleşik hava savunma sistemimiz de bu stratejik aklı yansıtmaktadır.
Hava savunma sistemlerimizin birbirleriyle tam bir uyum içinde çalışacağı bu yapı Türkiye’nin teknolojiye istikamet veren bir aktör hâline gelme yolunda emin adımlarla ilerlediğinin de ispatıdır.

Türk savunma sanayisi ürünleri, bugün sadece kataloglarda değil, dünyanın en zorlu çatışma bölgelerinde de kendini ispat etmiş sistemlerdir. NATO standartlarında geliştirdiğimiz millî hassas güdümlü mühimmatlarımız, yabancı muadillerine göre sunduğu düşük maliyet avantajıyla orduların askerî kabiliyetlerini doğrudan artırmaktadır.
Ekonomik maliyetin asimetrik bir silah hâline geldiği bu çağda Türkiye; müttefiklerine silah sistemleriyle birlikte teknoloji ve sürdürülebilir bir güvenlik ekonomisi de sunmaktadır.
Gururla söylemeliyim ki bu büyük dönüşüm Türkiye’nin yeni nesil harp anlayışlarını şekillendiren bir stratejik merkez hâline gelmesini sağlamıştır.
Bir zamanlar sınırlı ölçüde takip edebildiğimiz teknolojilerde bugün fikrî mülkiyeti bize ait özgün ve yüksek katma değerli çözümler ortaya koymaktayız.
SAHA EXPO gibi platformlar bu özgün çözümlerin uluslararası pazarda hak ettiği yeri bulması ve stratejik ortaklıkların kurulması için benzersiz bir zemin teşkil etmektedir.
Tüm dünyanın gıpta ile baktığı bu seviyeye ulaşılması birbirinden değerli savunma sanayisi firmalarımızın çalışmalarıyla bir diğer deyişle yöneticisinden işçisine, mühendisinden teknisyenine kadar bir bütün hâlinde Türk savunma sanayisi ailesinin büyük gayretleriyle mümkün olmuştur.

Özellikle belirtmeliyim ki ileri teknolojilerin kullanıldığı bu alandaki Ar-Ge faaliyetlerimiz yerli üretim ve nitelikli iş gücü yatırımlarımız bizleri daha yukarı seviyelere taşırken ekonomik kalkınmamızı da perçinlemektedir. Savunma alanında elde ettiğimiz yüksek teknoloji birikimi kahraman ordumuzu ve ülkemizin savunmasına olan eşsiz katkılarının yanı sıra ulaştırmadan enerjiye sağlıktan siber güvenliğe kadar pek çok alanda da millî kabiliyetlerimizi yukarı taşımaktadır.
Ulaştığımız bu mümtaz seviye gurur verici olsa da elbette ki yeterli değildir.
Zira rekabet çağındayız ve bu durum gelişen teknolojilere bağlı olarak sürekli artmakta ihtiyaçlar çeşitlenmektedir. Bu bilinçle kendimizi daima geliştirmeli ve daha ileriye ulaşma hedefiyle çalışmalarımıza artan bir tempoda devam etmeliyiz.
Sürdürülebilir bir savunma gücü; sadece teknolojiye sahip olmak değil, o teknolojiyi ihtiyaç anında kitleler hâlinde sahaya sürebilmektir.
Bu yüzden Türk savunma sanayisi; “seri üretim” kapasitesini hem dostlarına yetebilecek seviyede korumalı hem de “seferberlik” esnekliğiyle birleştirme çalışmalarına hız katmalıdır. Unutulmamalıdır ki bu çağda yerinde saymak, geride kalmaktır.
Dolayısıyla asimetrik tehditlere karşı hazırlıklı olmak adına İHA ve SİHA teknolojileri, otonom deniz ve kara platformları ile uzay ve siber savaş elektronik harp alanlarındaki imkân ve kabiliyetlerimizi daha üst seviyelere en hızlı şekilde taşıma gayretlerimizi artırmalıyız.
Gerçek şu ki bugünün ve geleceğin dünyasında güç merkezi teknolojiyi öncü bir şekilde üretip daha yeni buluşlara imza atanlarda olacaktır.
Bu bilinçle bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başta Savunma Sanayii Başkanlığımız olmak üzere tüm paydaşlarımızla uyum içerisinde, etkin, verimli ve koordinasyona dayalı çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
Çok iyi biliyoruz ki Türkiye; ordusu ve savunma sanayisi ile ne kadar güçlü olursa yarınlarımız da bir o kadar güvenli olacaktır.
Diplomasi ve güvenlik politikalarımızı askerî yeteneklerle entegre ederek uluslararası iş birliklerimizi de güçlendirmeye devam edeceğiz.
Böylece Türkiye sadece kendi sınırlarında değil bölgesel ve küresel barışı da tahkim eden en önemli unsurlardan biri olmayı sürdürecektir.
Tam bu noktada SAHA EXPO; ülkemizin bu artan etkinliğini ve savunma sanayindeki teknolojik gelişimini başta kardeş, dost ve müttefik ülkelere olmak üzere uluslararası ortaklarımızla aynı zeminde buluşturarak bu büyük vizyona önemli katkılar sunmaktadır.
Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken;
– Savunma sanayisi firmalarımızın kıymetli yönetici ve çalışanlarına,
– Ayrıca bu güzide organizasyonun düzenlenmesinde başta SAHA İstanbul Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Haluk BAYRAKTAR olmak üzere emeği geçen ve katkıda bulunan herkese şükranlarımı sunuyorum.
Burada yapılacak görüşme ve anlaşmaların, hayırlı uğurlu olması dileğiyle sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla…