Ticaret Bakanlığı, Savunma Sanayii Başkanlığı, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Savunma ve Havacılık Sanayii İhracatçıları Birliği (SSI) tarafından düzenlenen bu yıl beşincisi düzenlenen Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı Antalya’da başladı.
SSI Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mehmet Demiroğlu, konferansın açılışında katılımcılara kısa bir hoşgeldiniz konuşması yaptı.

Demiroğlu, “Türk savunma ve havacılık sanayi, ürünleri ile farklı coğrafyalarda, farklı operasyonel ihtiyaçlara rekabetçi, güvenilir ve sürdürülebilir çözümler sunarak ülkemizi küresel arenada başarılı bir şekilde temsil etmektedir. Biz bu platformu, bu birlikteliği bu büyümenin önündeki engelleri tartışmak, fırsatları tartışmak ve çözüm üretmek üzere bir araya gelmek için kullanıyoruz.” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, açılıştaki konuşmasında, jeopolitik gerilimlerin, belirsizliklerin arttığı, teknolojik dönüşümün yapay zekâ merkezli hızlandığı bir ortamda Türkiye’nin stratejilerini belirlemek durumunda olduğunu söyledi.
“İşte bunu somut olarak NATO’nun hedeflerinde görüyoruz” diyen Yılmaz, şöyle devam etti:

“Örneğin, 2035’te çok daha yüksek oranda, millî gelire oranla yüksek oranda harcama hedefleri konmuş durumda. Bunu yine Avrupa Birliği’nin tartışmalarında görüyoruz. Avrupa’nın güvenliği şu anda çok yoğun bir tartışma sürecinden geçiyor. Avrupa şunu gördü, başkalarına güvenerek yola devam edemeyeceğini, kendi çarelerini aramak gerektiğini görmüş durumda. Rusya-Ukrayna çatışması bağlamında özellikle bir taraftan da Amerika Birleşik Devletleri’nin artık bu maliyeti ben tek başıma yüklenmek istemiyorum yaklaşımını görmüş durumda. Dolayısıyla Avrupa, savunma alanına çok daha fazla kaynak ayıracak durumda. Avrupa’nın güvenliği yine en fazla tartışılan konuların başında geliyor. Uzak Doğu, Japonya, daha önce hiç bu alanlarda çok ilgi göstermeyen ülkeler çok daha yoğun bir şekilde güvenliği ve savunmayı tartışır hâle geldiler. Biz de buna göre hareket etmek durumundayız. Tabi güvenlik derken şunun da altını çizmemiz lazım: Bir ülkenin güvenliği sadece silahlarla ölçülemez. Ekonomisinden kültürel boyutuna, idari yapılanmasına, hukuk düzenine varıncaya kadar bütün kurumlarıyla, bütün temel dayanaklarıyla güçlü olmak durumundasınız. Burada savunma sanayi, bu genel yapı içinde olduğu zaman anlam ifade ediyor. Bunun da altını özellikle çizmek isterim. Değerli arkadaşlar, az önce bahsettiğim küresel ortam içinde Türkiye avantajlı bir konumda. Niye avantajlıyız? Erken yola çıktık. Sayın Cumhurbaşkanımız çok daha erken bir aşamada, savunma sanayinin arkasına güçlü bir irade koydu. Şimdi savunma sanayinde rakamları sonuçları açıklıyoruz ama sonuç, sebeplere bakmamız lazım elbette. Bu sonuçları üreten ne oldu diye bakmamız lazım. Böyle baktığımız zaman şunu çok açık ve net söylememiz lazım; savunma sanayi herhangi bir sektör değil. Arkasına güçlü bir siyasi irade koymadan mesafe alabileceğiniz bir sektör değil. Çok erken aşamada Cumhurbaşkanımızın bu konuda güçlü bir irade ortaya koyması, bugünkü küresel şartlarda Türkiye’yi avantajlı konuma getirmiş durumda. Erken kalkan yol alır diye bir sözümüz var. Dolayısıyla Türkiye bu avantajını çok iyi kullanmak durumunda; bu sürekli devam etmeyecek. Bakın diğer ülkeler de artık yola çıkmaya başladılar. Onların yapacakları çalışmaların sonuçlarını belki 5 yıl sonra 10 yıl sonra göreceğiz ama biz şu anki bu avantajımızı çok iyi değerlendirmek durumundayız.”
Ticaret Bakanı Ömer Bolat da herkesin gözlemlediği gibi dünyanın büyük bir karmaşa içinde olduğunu, kartların yeniden karıldığını ifade etti.
Bolat, şunları söyledi:

“Dengeler yeniden kuruluyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan; savunmada, ekonomi ve parasal rejimde ve ticaret rejimindeki kurumlar ve kurallarda çok ciddi aşınma var. Hatta çatırdamalar var. Bir hafta önce Davos’ta yapılan Dünya Ekonomi Forumu’nda dünyadaki önemli ülkelerin liderleri bunu değişik şekillerde itiraf ettiler. Bizi ilgilendiren, özellikle savunma alanı, ticaret, siyaset alanı çok çok önemli. Ticaret alanında da 2025 yılı tarihte unutulmayacak bir yıl olarak kayda geçti. Gümrük vergisi savaşları, ticaret savaşları başladı. Rekabetçilik ve fiyatlama davranışlarında çok önemli değişiklikler oldu. Biz Türkiye olarak batıdaki bu karmaşa ile Doğu’daki, Uzak Doğu’daki dev adımlarla ilerlemenin arasında bulunuyoruz ve buna göre stratejlerimizi çiziyoruz, hazırlıyoruz. Sürekli dinamik bir politika üretme sürecindeyiz.”
Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün ise Türkiye’nin savunma ve havacılıkta artık küresel bir oyunu hâline geldiğini söyledi.
Prof. Dr. Görgün, şöyle devam etti:

“Dolayısıyla bu konumumuzun sürdürülebilir olması için geliştireceğimiz stratejilerin de küresel ölçekte olması elzemdir. Bu nedenle her yıl ihracatçılarımızla, Antalya’mızla bir araya geliyoruz. Böylece hem geçmiş yılın muhasebesini yapıyor hem de önümüzdeki süreçte karşılaşacağımız küresel trendleri ve bunlara yanıt vereceğimiz stratejileri birlikte şekillendiriyoruz. Dünyanın dört bir yanında derinleşen savaşlar, vekalet çatışmaları ve hibrit tehditler uluslararası güvenlik mimarisini her geçen gün daha karmaşık hâle getirmektedir. Türkiye, bu yeni düzlemde gelişmiş bir savunma sanayi altyapısıyla öne çıkan stratejik bir güç olarak konumlanmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu tam bağımsız savunma sanayi vizyonu ışığında yürüttüğümüz faaliyetlerle ülkemiz yalnızca kendi güvenliğini sağlayan değil, aynı zamanda bölgesel istikrara ve dünya barışına hizmet eden küresel bir oyuncuya dönüşmüştür. Bu dönüşüm, Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 savunma ihracatçısı arasına taşıma hedefimize bizi sağlam adımlarla yaklaştırmaktadır.”
Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Görgün, 2025 yılına bakıldığında toplam 485 uluslararası faaliyet düzenlediklerini, bu kapsamda 94 ülkeden gelen yabancı heyetlerle 401 ikili görüşme, 17 savunma sanayi iş birliği toplantısı, 22 uluslararası fuar katılımı, 17 çok uluslu faaliyet, 21 endüstri günü gerçekleştirdiklerini kaydetti.
Yedi yurt dışı ziyaretinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eşlik ettiklerini hatırlatan Görgün, şu hususları ifade etti:
“2025 yılında sektörümüzün kıymetli firmalarının önemli imzaları oldu. TUSAŞ tarafından geliştirilen jet uçağımız HÜRJET‘in İspanya’ya, millî savaş uçağımız Kaan’ın Endonezya’ya ihracatları için sözleşmeler imzalanması, Baykar firmamızın İtalyan Leonardo firmasıyla yaptığı kapsamlı iş birliği anlaşması ve Piaggio firmasını satın alması, Kalejet tarafından seyir füzelerimiz için geliştirilen turbojet motorun ilk ihracatının Brezilya’ya gerçekleştirilmesi, BMC, Nurol Makina, Otakar’ın dünyanın dört bir yanına yaptıkları zırhlı kara aracı satış sözleşmeleri, STM tarafından Portekiz’e ihraç edilen –ki dünya denizcilik tarihinde çok önemli bir ülke Portekiz– ilk deniz ikmal ve lojistik destek gemisinin inşa faaliyetlerinin başlaması, Thais tarafından Endonezya’ya Fırkateyn ihracatı, ASFAT‘ın Romanya’ya deniz platformu ihracatı, ASELSAN’ın elektronik harp sistemlerinde Polonya’ya ihracata yönelik sözleşme imzalaması, ARCA’nın, ROKETSAN’ın, Avrupa’nın artan savunma ihtiyacını karşılamak üzere büyük ölçekli satışlar gerçekleşmeleri bizleri gururlandıran gelişmeler oldu. 2025’te ayrıca savunma sanayi alanında NATO ile iş birliklerimizi geliştirmeye yönelik pek çok adım attık. Başkanlık olarak NATO’nun ilgili faaliyetlerine, panellerine, çalışma gruplarına şahsım da dahil olmak üzere her düzeyde aktif katılım sağladık. Bunun bir sonucu olarak NATO Genel Sekreteri Sayın Mark Rutte’nin konuşmalarında Türk savunma sanayinin gücünden övgüyle söz ettiğini özellikle ifade etmek isterim. Haziran ayında Hollanda’nın Lahey kentinde gerçekleştirilen NATO Liderler Zirvesi’ne Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte katıldık ve zirve kapsamında düzenlenen savunma sanayi forumu ve kamu forumu etkinliklerinde ülkemizi temsil ettik. Yine 2025 yılı içinde NATO ACT Müttefik Dönüşüm Komutanlığının Diamond seviyesindeki faaliyetlerinden biri olan Multi Domain Operation Konferansı’nı, Innovation Continuum etkinliklerinden Spark ve Şahin’i, sektörümüzün NATO ile iş yapma potansiyelinin arttırılmasına yönelik Türk Endüstri Günü’nü gerçekleştirdik.”
Prof. Dr. Görgün, 2025’in, dünyanın farklı coğrafyalarında da Türkiye’nin yıldızının parladığı bir yıl olduğunun altını çizdi:
“Örneğin geçtiğimiz yılın son çeyreğinde, yıllardır süren iç savaş ve yıkımın ardından yeniden istikrara kavuşan Suriye’nin savunma ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak üzere Başkanlığımız ile Suriye Savunma Bakanlığı arasında yapılan iş birliği doğrultusunda pek çok farklı ürünümüzün yer aldığı kapsamlı bir ihracat paketini hayata geçirmeyi başardık. Geçtiğimiz yıl başkanlığımızın küresel düzeyde temsilinde de önemli adımlar attık. Dost ve müttefik ülkelerdeki etkinliğimizi artırmak amacıyla gerçekleştirdiğimiz savunma sanayi müşaviri atamalarına yenilerini ekleyerek iki arkadaşımızı Endonezya ve Malezya’da görevlendirdik. Böylece önceki yıllarda göreve başlayan Azerbaycan ve Pakistan’daki müşavirlerimizle birlikte temsilci sayımız dörde yükseldi. Hedefimiz, bu yıl içerisinde iş birliği açısından önemli gördüğümüz diğer ülkelere de görevlendirme yaparak müşavir sayımızı artırmak ve arkadaşlarımızın başkanlığımızın uluslararası iş birliği ve ihracat faaliyetlerine yerinden katkı vermesinde şirketlerimize destek olmasını sağlamaktır.”
Prof. Dr. Görgün, bu yıl gerçekleştirilecek SAHA Expo ve Efes Tatbikatı kapsamında sektörün uluslararası görünürlüğünü artırmaya devam edeceklerini söyledi.
2025 yılında savunma ve havacılık ihracatının 10 milyar 54 milyon dolar seviyesine ulaştığına dikkat çeken Görgün, bu tutarın bir önceki yıla göre %48’lik bir artışı işaret ettiğini kaydetti.
Prof. Dr. Görgün, şu bilgileri verdi:
“Bölgesel dağılımda Avrupa’ya 4.3 milyar dolar, Orta Doğu’ya 1.6 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. En fazla ihracat yaptığımız ülkeler olarak Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve Slovakya ön plana çıktı. Türkiye’nin toplam mal ihracatındaki hacmi içerisindeki payımız 2022’de %1.7 iken 2025 itibariyle %3.6 seviyesine yükseldi. Geçtiğimiz yıl sektörümüzde 185 firma 1 milyon doların üzerinde ihracat gerçekleştirme başarısını gösterdi. Bunun yarı sıra ülkemizin gösterdiği atılımı uluslararası endeksler de teyit ediyor. Yayınlanmış verilere göre Türkiye dünyada son 10 yılda bir önceki 10 yıla göre ihracatını savunma alanında en çok artıran ülke konumunda. 2025 yılında ilk defa Başkanlık olarak sektörümüzün gerçekleştirdiği hizmet ihracatına ilişkin verileri de toplamaya başladık ve bu yıl mal ihracatına ilave olarak 184 milyon dolarlık hizmet ihracatı gerçekleştirdiğimizi belirledik. Savunma ve Havacılıkta ihracat ve ithalatımız arasındaki makas ihracat lehine büyük ölçüde açılmaktadır. Bu durum hem dışa bağımlılığımızın azaldığını hem de ülkemizin döviz ticaret dengesine olumlu katkı sunduğunu göstermektedir. Diğer taraftan, geçen yıl 58 ilimiz savunma ve havacılık ihracatı yaparken, –bu çok önemli– 58 ilimiz savunma ihracatı yapıyor Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım. 1 milyon dolar üzeri ihracat yapan il sayısı 2024’te 21 iken 2025’te 26 seviyesine yükselmiştir. 2025 yılında gerçekleşen ihracatımızın yanı sıra sektörümüz, bir önceki yıla göre %79 oranında artışla toplam 17.9 milyar dolarlık yeni sözleşme imzalamıştır. Yeni sözleşmelerin bölgesel dağılımına baktığımızda Asya Pasifik, Avrupa ve Amerika bölgeleri ön plana çıkmaktadır. 2025’te imzalanan yeni sözleşmelerin önümüzdeki yıllarda teslimat aşamasına geçmesiyle gerçekleşecek ihracatımızın, yeni rekorlara koşacağına hiç kuşkum olmadığını özellikle ifade etmek istiyorum.”
Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, 2026 yılında da uluslararası iş birliklerini geliştirmeye ve ihracatı artırmaya yönelik faaliyetlere aynı hızla başladıklarını söyledi.
Temmuz ayında Ankara’da yapılacak NATO Liderler Zirvesi kapsamında düzenlenecek savunma sanayi forumunu Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda gerçekleştirmek üzere hazırlıkları yoğun bir şekilde sürdürdüklerini ifade eden Görgün, geçen yıl mevzuat altyapısı ve kurumsal hazırlıkları tamamlanan “Devletten Devlete Askerî Satış Modeli”ni 2026 yılında hayata geçireceklerini değerlendirdiğini belirtti.
Prof. Dr. Görgün, gerçekleştirdikleri tüm yurt dışı temasların, geliştirdikleri uluslararası iş birliklerinin ve bu gayretler sonucu yakaladıkları yüksek ihracat rakamlarının aslında tek ve büyük bir amaca; sektörün sürdürülebilirliğine hizmet ettiğini vurguladı.
Prof. Dr. Görgün, şu husuların altını çizdi:
“Ancak şunu da unutmamalıyız. Sektörümüzün sürdürülebilirliği için önümüzdeki yıllarda bu performansı katlayarak devam ettirmek zorundayız. Firmalarımızın ihracat verimliliğini gösteren önemli evrensel ölçütlerden biri kişi başına düşen ortalama cirodur. Sektörümüz için 2021 yılında kişi başı ortalama 45 bin dolar olarak gerçekleşen bu gösterge 2025 yılında 100 bin doların üzerine ulaşmış durumdadır. Küresel ölçekte ihracat başarısı bulunan yabancı şirketlerde bu rakam kişi başı 300 bin dolar civarındadır. Bizim de verimli ihracat için sektör ortalamasında 300 bin dolar seviyesini yakalamamız gerektiğini, burada hepimizin üzerinde bir sorumluluk olduğunu hatırlatarak ifade etmek istiyorum. Geçtiğimiz yıl bazı firmalarımız küresel ortam ortalamaların da üzerine çıkma başarısını gösterdi. Söz gelimi mühimmat alanında faaliyet gösteren ARCA Savunma firmamız kişi başına ortalama 750 bin dolar ihracat gerçekleştirerek sektörümüzün en yüksek rakamına ulaştı. Bu başarıları için kendilerini özellikle tebrik ediyorum. Sürdürülebilirlik amacıyla ihracatımızı artırmak için mutlaka değerlendirmemiz gereken bir diğer fırsat da yurt dışındaki sivil sektörlere daha fazla satış yapmaktır. Bugün küresel savunma firmalarının sivil alandaki satışlarının toplam cirolarına oranı %50’ler civarındadır. Biz de sektör olarak sahip olduğumuz teknolojileri sivil pazarda da çözüm üretecek şekilde ürünleştirmeye daha fazla kafa yormalı, strateji oluşturmalı ve kaynak ayırmalıyız. Yeni dönemde odaklanmamız gereken bir diğer konu ise sektörümüzün sera gazı salınımı tanımlayan Skop 1, 2 ve 3 düzenlemelerine uyumluluğunun sağlanmasıdır. Bu uygulamanın kısa zamanda sektörümüz tarafından sahiplenilmesi hem ülkemizde yeşilin ve çevrenin korunması hem de uluslararası iş birliklerimizin geliştirilmesi açısından kritik önem taşıyor. Konuşmamı sonlandırmadan önce Savunma Sanayi Başkanlığı olarak sektörümüzden bazı beklentileri özellikle paylaşmak istiyorum müsaadenizle. Uluslararası pazarlama faaliyetlerinde sektörümüze verdiğimiz yakın destek, devletimizin firmalarımızın arkasında olduğunu göstermekte ve yabancı paydaşlar nezdinde güçlü bir teminat oluşturmaktadır. Daha fazla faydalanabilmek üzere tüm yurt dışı iş geliştirme ve satış faaliyetlerinizde lütfen Başkanlığımızda özellikle de bu konunun uzmanı olan Uluslararası İş Birliği Daire Başkanlığımızla sürekli iletişim ve dirsek temasında olmaya devam etmeliyiz. Yabancı karar vericilere erişmemizde, uluslararası faaliyetlere katılmamızda yaşadığımız sorunların çözümünde 7 gün 24 saat destek vermeye hazırız. Özellikle uluslararası iş geliştirme gibi pahalı bir alanda kısıtlı olanaklarla faaliyet gösteren KOBİ ölçeğindeki firmalarımızı yakından desteklemeye ve gerektiğinde pozitif ayrımcılık yapmaya devam edeceğiz. Geçen yılki ihracatımızın yarısından fazlasını Avrupa ve Amerika’ya yaptığımızı ifade etmiştim. Bildiğiniz üzere 2025 yılında Lahey’deki NATO liderler zirvesinde müttefik ülkelerin savunma ve güvenlik harcamalarını kademeli olarak milli gelirlerinin %5’ine çıkartmaları kararlaştırıldı. Bu gelişme ile önümüzdeki dönemde NATO üyesi 32 ülkenin her yıl yaklaşık olarak 50 milyar dolar ilave savunma harcaması yapacağı büyük bir fırsat penceresidir. Bu nedenle Avrupa ve Amerika’yı öncelikli pazar hedefler arasına koymaktan çekinmeyin. Bunun ötesinde, Avrupa Birliği fonlarından faydalanabilmek üzere Avrupa’daki firmalarla ortaklıklar kurmanızı hatta imkânlarınız elveriyorsa Avrupalı şirketleri satın almanızı özellikle öneriyorum. Bunların dışında önemli bir konuda dikkatinizi çekmek istiyorum. Önceki dönemlerde olduğu gibi geçtiğimiz yılda da ne yazık ki bazı yurt dışı ihalelerde kendi firmalarımız arasında yıkıcı rekabet yaşandığına ve sonuçta asıl kazanan tarafın firmalarımızı birbirine kırdıran alıcı ülke olduğuna tanıklık ettik. Bu tür iş fırsatlarında sizden beklentimiz, ihaleye mümkünse bir ortaklık modeliyle birlikte girerek güçlerinizi birleştirmeniz. Böyle yapıcı ve adil ortaklıklar için Başkanlığımız eş güdüm sağlamaya, hakemlik yapmaya hazırdır.”

Konuşmaların ardından “Savunma ve Havacılıkta 2025 İhracat Şampiyonları Ödül Töreni” yapıldı ve ilk üç sırayı alan firmaların temsilcilerine plaketleri verildi.
Daha sonra toplu fotoğraf çektirildi.