STEADFAST Dart 2026, NATO’nun 2026 yılındaki en büyük askerî tatbikatı ve Müttefik Müdahale Gücünün (Allied Response Force-ARF) gözetim alanı merkezindeki ilk büyük ölçekli, hızlı konuşlandırması olarak Almanya’da icra edildi.
Tatbikat, Hollanda Brunssum’daki Müşterek Kuvvet Komutanlığı (Joint Force Command Brunssum) liderliğinde, Müttefiklerin hızlı hareket edebileceğini, birlik içinde olduklarını ve kararlı bir şekilde yanıt verebileceklerini göstermeyi amaçlıyordu.

Türk Silahlı Kuvvetleri, Tatbikatta kara ve deniz unsurlarından oluşan yaklaşık 2 bin kişilik bir kuvvet ile katıldı.
Türk Deniz Kuvvetlerinin hâlihazırdaki en büyük gemisi olan TCG Anadolu Çok Maksatlı Amfibi Gemi, Tatbikata katılmak ve ardından 13 ülkede çeşitli faaliyetlere katılmak üzere, kara ve deniz unsurlaarıyla birlikte 20 Ocak’ta Foça’dan intikale başladı; 30-31 Ocak’ta Rota/İspanya’ya liman ziyaretinin ardından Atlas Okyanusu’ndan Almanya’ya ulaştı.

Ayrıca, kara unsurlarının bir kısmı ile diğer araç ve personelin deniz yoluyla intikali 26 Ocak’ta Tekirdağ Limanı’ndan başlarken, 573 kişilik kara unsuru, 7 Şubat’ta Çorlu Havalimanı’ndaki törenin ardından A-400M askerî nakliye uçakları ile tatbikat bölgesine intikal ettirildi.

STEADFAST DART 2026 Tatbikatı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yaklaşık 2 bin personelden oluşan bir kuvveti, sınırlarından 6.450 kilometre (3.480 deniz mili) mesafeye, Avrupa’nın kuzeyine kadar sorunsuzca intikal ettirip, hızla konuşlandırabilmek; müteakiben de ilişkilendirilmiş tatbikatlarla muharip kabiliyetini test etmek açısından büyük önem taşıyordu.

Yeteneklerini başarıyla kanıtlayan Türk Silahlı Kuvvetleri hem NATO içindeki gücünü ve NATO’ya bağlılığını hem NATO’nun ayrılmaz bir parçası olduğunu hem de İttifak için stratejik önemini bir kez daha kanıtladı.
TSK’nın tatbikattaki son derece dikkat çekici performansı, hem Millî Savunma Bakanlığı hem de NATO’nun yayın organlarınca sürekli olarak kamuoyuna aktarıldı.

Bu tatbikat, Türkiye’nin ürettiği savunma sistemlerinin test edilmesi ve tanıtımı açısından da büyük önem taşıyordu.
TCG Anadolu, adeta bir savunma sanayi fuarı gibiydi ama statik fuarlardan farkı, sistemlerin tatbikatta bizzat kullanılıyor olmasıydı.

Geminin kendisi, üzerinde konuşlu olan Bayraktar TB3 SİHA’lar, gemiden kalkış yaparak hedefi yine ROKETSAN üretimi mühimmatla hatasız vurdu ve tekrar gemiye iniş yaptı.

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu’nun da Alman meslektaşıyla birlikte gemiden izlediği bu harekât, NATO tatbikatları kapsamında bir “İlk”ti.

NATO’nun yayın organları, Millî Savunma Bakanlığı ve Baykar, TB3’lerin gemiden kalkış, hedefi vuruş ve gemiye dönüş görüntülerini yayınladı.

TCG Anadolu’da konuşlu, alanında dünyadaki son teknolojiyi bünyesinde barındıran FNSS üretimi Zırhlı Amfibi Hücum Araçları (ZAHA) da yine müttefiklerin ve gözlemcilerin büyük ilgi gösterdiği sistemlerin başında geliyordu.

FNSS’nin Ankara Gölbaşı’ndaki tesislerinde üretilen ZAHA, amfibik çıkarma harekâtında gemi ile sahil arasındaki mesafeyi en hızlı şekilde geçebilme yeteneğine sahip. Harekâtın çıkarma safhasında, çıkarma gemilerinden denize inebilen ve aradaki mesafeyi yüksek süratle kat ederek, birliklerin koruma altında ve ateş desteği ile kısa zamanda karaya çıkmasını sağlayan ZAHA’lar aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetlerinin sahip olduğu en hızlı amfibi araç.

ZAHA, kara ve deniz gereksinimleri dengelenerek, görev tanımı gereği hem bir askerî kara aracının hem de bir askerî deniz aracının sahip olması gereken tüm özellik ve kabiliyetleri üzerinde barındırıyor. Aracın geniş hareket sığası; gemiden karaya, karadan gemiye veya adadan adaya yüzebilmesine olanak sağlıyor. Suda direnci azaltmaya yönelik gövde tasarımı ve güçlü su jetleri ZAHA’ya, denizde 7 knot azami sürat ile yüksek hareket kabiliyeti kazandırıyor. Aracın yapısal tasarımı, çok zorlu deniz koşullarında alabora olması durumunda denizde kendini düzeltebilmesini sağlıyor. ZAHA, karada azami 70 km/s hıza ulaşabiliyor. %60 dik eğim tırmanabilen ZAHA’lar, %40 yan eğimde tutunabiliyor. ZAHA, 90 cm dik engelleri ve 2 m’lik hendekleri de kolaylıkla geçebiliyor. Benzerlerine göre daha yüksek balistik ve mayın korumasına sahip olan ZAHA, günün en gelişmiş görev donanımları ile donatıldı.

Araç içi ve diğer araçlar ile haberleşme, TCG Anadolu ile iletişim sistemleri gibi görev donanımları ve daha birçok yerli alt sisteme sahip. ZAHA’ların üzerinde yine FNSS tarafından deniz koşularına dayanıklı olarak tasarlanan ve üretilen ÇAKA Uzaktan Komutalı Kulenin (UKK) yer alıyor. ÇAKA’ya 12.7 mm makineli tüfek ve 40 mm otomatik bomba atar entegreli. Araç, üzerinde yer alan sis havanları haricinde ihtiyaç durumunda kullanılmak üzere güç grubundan sis üretebilme özelliğine de sahip. Personel taşıyıcı, komuta aracı, kurtarma aracı ve istihkâm aracı olmak üzere farklı konfigürasyonlara sahip olan ZAHA; araç içerisinde taşınacak malzeme ve personel sayısı, balistik ve mayın koruma seviyeleri, uzaktan komutalı silah sistemi ile karada ve suda performans kriterleri kapsamında, benzerlerinden hem üstün hem de çok daha yeni bir tasarım.

Tatbikatta ASELSAN’ın insansız kara aracı ASLAN da görev yaptı.
NATO Brunssum’un web sayfasında yer alan haberde, yeni teknolojileri geliştirmeye ve kullanmaya devam eden Türk Silahlı Kuvvetlerinin Tatbikatta ASLAN İnsansız Kara Aracını (İKA) sergilediği yer aldı.

Türk 66’ncı Mekanize Tugayının ASLAN İKA’yı 3 yıldır kullandığı belirtilen haberde, ASLAN’ın tatbikattaki kara faaliyetleri ve gösterilerde kullanılarak sahadaki kritik öneminin vurgulandığı ifade edildi.
Haberde, ASLAN’ın ASELSAN tarafından keşif ve gözetleme görevleri için geliştirilen silahlı insansız kara aracı olduğu belirtilerek, “Modüler bir mimariye sahip olan platform, elektro-optik sensörler, termal kameralar ve uzaktan kumandalı, yarı otonom çalışma yeteneklerine sahip stabilize silah sistemleriyle donatılabilir.” denildi.
NATO haber siteleri, ASLAN’la ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:

“Başlıca gücü, kentsel ve yüksek tehdit ortamlarında keşif, gözetleme ve ateş desteği sağlarken personel güvenliğini artırmasında yatmaktadır. Sessiz hareket kabiliyeti, düşük silüeti ve modüler yük seçenekleri, çeşitli görev profillerine uyum sağlamayı mümkün kılar. Bu yetenekleriyle ASLAN, savaş alanında esneklik, operasyonel süreklilik ve risk azaltma sağlayan modern bir insansız kara sistemi temsil etmektedir.”
TCG Anadolu ile Almanya’ya intikal eden unsurlar arasında yine Türk firmalarınca üretilen Taktik Tekerlekli Zırhlı Araçlar (TTZA) da vardı.

BMC’nin ürettiği Mayına Karşı Korumalı Araç KİRPİ’ler ve Çok Amaçlı Zırhlı Araç VURAN’ların TCG Anadolu’dan limana çıkışı ve görev yapacağı birliğe intikali, son derece etkileyici görüntüler oluşturdu.
TCG Anadolu’nun içinde ise Makine ve Kimya Endüstrisi MKE’nin küçük bir sergi alanı vardı.

Bu alanda sergilenen MKE PİRANA, MKE TOLGA, MKE BALKIN, MKE DENİZHAN ve MKE MALAMAN, başta Alman Donanma Komutanı ve Deniz Kuvvetleri Destek Komutanı Koramiral Axel Deertz olmak üzere müttefik ülke komutan ve yetkililerince ilgiyle incelendi.

Türkiye’nin, NATO’nun 2026 yılındaki en büyük tatbikatında tam anlamıyla gövde gösterisi yapması, bazı çevrelerce “Türkiye, NATO’da ABD’nin yerini alıyor” şeklinde yorumladı.
Millî Savunma Bakanlığı kaynakları, bu yorumları kesin bir dille reddediyor.

Kaynaklar, konuya yabancı olmayanların böyle bir durumun pek çok sebepten dolayı mümkün olmadığını çok iyi bildikleri görüşünde.
Tatbikatta, müttefik ülkelerin de oldukça dikkat çekici unsurları vardı.
İspanyol Kara ve Deniz Kuvvetleri Özel Harekât Kuvvetleri, K-9 köpekleriyle haberlere konu oldu.

Lucas ve Jimmy isimli Belçika Malinois cinsi köpekler, yüksek riskli durumlarda Özel Kuvvetlere kritik destek sağlayan benzersiz bir yetenek setine sahip.
NATO Brunssumun web sitesinde yer alan haberde, bu köpekler için “Köpeklerin süper gücü koku alma duyusudur; hız ve çeviklikle birleştiğinde -ister patlayıcı ister düşman olsun- tespit söz konusu olduğunda onları paha biçilmez kılar.” yorumu yapıldı.
Haberde, şu bilgiler verildi:

“4 yaşındaki K9 Lucas, İspanyol Ordusu Özel Harekât Kuvvetleri üyesi ve el yapımı patlayıcılardan son derece tehlikeli karmaşık patlayıcılara kadar geniş bir yelpazedeki patlayıcı maddeleri tespit edebilen, el yapımı patlayıcı karşıtı (C-IED) uzman bir köpektir. STEADFAST DART operasyonu sırasında Lucas, eğitmeniyle ve ekiple birlikte keşif operasyonları gerçekleştirdi. 8 yaşındaki K-9 köpeği Jimmy, İspanyol Donanması Özel Harekat Kuvvetleri üyesidir ve Ordu K-9 arkadaşı Lucas gibi o da patlayıcı madde imha uzmanı bir köpektir. Ancak, İspanyol Donanması üyesi olduğu için Jimmy, açık denizlerde teknelerden veya helikopterlerden gemilere binme ve kontrol etme konusunda son derece yeteneklidir. STEADFAST DART tatbikatı sırasında Jimmy, amfibi bir çıkarma sırasında halatla iniş yapmıştır. Kıdemine rağmen Jimmy, kariyerinin zirvesinde yer almasını sağlayan en üst düzey fiziksel kondisyon ve operasyonel keskinliğini koruyor. Rehberiyle olan ilişkisi, iletişim ve karşılıklı anlayış sayesinde son derece tehlikeli manevraları olağanüstü bir akıcılıkla gerçekleştirebilen ayrılmaz bir ekip haline geldi. Bu K-9 köpekleri sadece görev köpekleri değil, uzmanlık gerektiren görevleri yerine getirmek üzere eğitilmiş ve İspanyol Özel Harekaât Kuvvetlerinin vazgeçilmez ortaklarıdır; bu süreçte hayati bir rol oynayarak hayat kurtarıyorlar.”
Tatbikatın son günü (20 Şubat) NATO kuvvetleri, modern çok alanlı operasyonların nasıl yürütüldüğünü canlı bir yetenek gösterisiyle sergiledi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel ile birlikte Tatbikatın Seçkin Gözlemci Günü’ne katıldı.

Bergen Eğitim Alanı’ndaki dinamik gösteri, NATO’nun birleşik silah yaklaşımını vurgulayarak, kara, hava ve özel harekat kuvvetlerinin ortak bir operasyonel etki elde etmek için nasıl entegre edildiğini gösterdi.

NATO Kara Kuvvetleri Komutanı ve tüm ARF kara kuvvetlerinin komutasından sorumlu Tümgeneral Giuseppe Scuderi, “Steadfast Dart 26 gibi faaliyetler, NATO’nun hazırlıklılığını ve birlikte çalışabilirliğini güçlendirmek, İttifaka yönelik ortaya çıkan bir tehdide anında yanıt verebilme yeteneğimizi artırmak için hayati önem taşıyor. Bu gösteri, NATO kuvvetlerinin nasıl eğitildiğini, birlikte çalışabilir olduğunu ve gerektiğinde tüm alanlarda birlikte savaşmaya nasıl hazır olduğunu göstermiştir.” dedi.
KAYNAK: NATO/Millî Savunma Bakanlığı/savunmasanayi.org